Hi, How Can We Help You?

Blog

Haziran 13, 2023

ÇOCUKLARDA KİŞİLİK GELİŞİMİNİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER

Kişilik sözcüğü gün içinde hemen hemen hepimizin birkaç kez kullandığı bir sözcüktür. Ancak bu sözcüğü herkes farklı anlamlarda kullanır.

Kişilik nedir?

Kişiliğin pek çok tanımı yapılmaktadır fakat çalışmacılar tek bir kişilik tanımı üzerinde buluşamamışlardır. Kişilik, kısaca kişinin sahip olduğu genel ve özel özellikleri ve bu özelliklerin o kişinin sosyal yaşamını nasıl yönlendirdiği anlamını taşır.

Kişilik gelişimi yaşam boyunca pek çok faktörden etkilenmektedir.

Aileye Bağlı Faktörler: Çocuğun istenen ve planlanmış bir bebek olup olmaması, anne babanın yaşı, anne babanın fiziksel ve duygusal durumu, gelir düzeyleri, evde yaşayan insanların sayısı gibi pek çok faktör çocuğun kişiliğini etkiler. Aynı zamanda çocuğun özellikleri de ailenin tutumlarını etkiler. Cinsiyet, çocuğun yapısı, sağlık durumu, doğum sırası ailenin tutumunu etkileyecektir.

Okul, Çevre ve Topluma Bağlı Faktörler

Çocuğun yakın çevresi ve okul da kişilik gelişiminde oldukça etkilidir. Ayrıca içinde bulunduğu toplumun ve yaşadığı çağın özellikleri de kişiliği etkilemektedir. Örneğin; dini değerler, politik değerler, toplumun belirlediği cinsel roller gibi etkenlerden söz edilebilir.

Çocuğa Bağlı Faktörler:  Tüm insanlar ve çocuklar birbirinden farklı özelliklere sahiptirler. Anne karnında bile farklı özelliklere sahip oldukları görülür. Örneğin; kimi daha hareketlidir, kimi daha az hareket eder, anne karnında hoşlandıkları yatış pozisyonları bile farklı olabilir. Doğumdan sonra bu farklılıklar daha belirgin gözlenir. Bu farklılıklar mizaçtan kaynaklanmaktadır. (Mizaç; kişinin duygusal tepkilerinin yoğunluğu, hareketlilik düzeyi, dikkati gibi özellikleri kapsamaktadır.)

Bebeklik döneminde bile mizaçtan söz etmek mümkündür. Bebeklerin mizaçlarından dolayı çevresel uyaranlara karşı farklı şekillerde tepki verdikleri görülmektedir. Bu tepkiler şöyle gruplanabilir:

  • Hareketlilik Düzeyi: Bazı bebekler diğerlerinden daha hareketlidirler. Giydirilirlerken kıpır kıpırdırlar, uyurken bile hareketlilikleri devam eder.
  • Düzenlilik: Bazı bebekler uyuma, beslenme ve tuvalet gibi rutinlerde daha düzenli olabilirler.
  • Yeni Uyarıcıya Karşı Tepki: Bazı bebekler yeni çevresel uyaranlara karşı daha duyarsızdır ve yeni uyarandan kaçınabilir; bazıları ise yeni uyaranlara daha çabuk tepki verir ve daha kolay uyum sağlarlar.
  • Dikkat: Bazı bebeklerin dikkati daha kolay dağılabilir, dikkat süreleri daha kısadır, yaptıkları işten kolayca vazgeçebilirler; bazılarının ise dikkat süreleri daha uzundur, bir şey yaparken ondan kolay vazgeçmezler, anne baba veya oyuncakla daha uzun süre oynayabilirler.
  • Sinirlenme: Bazı bebeklerin diğerlerinden daha kolay ağladıkları ve diğer bebeklerden daha çabuk sinirlendikleri görülmektedir.
  • Sıcakkanlılık: Bazı bebeklerin daha sokulgan oldukları, kucağa alınmaktan ve kendilerine sarılınmasından diğer bebeklere oranla daha mutlu oldukları, daha kolay kabullendikleri görülmektedir.
  • Ruh durumu: Bazı bebekler daha neşeli, daha insan canlısı, daha mutludurlar.

Bebeklerin bu tepkileri göz önüne alındığında üçe ayırabiliriz.

  1. Kolay Çocuklar: Bu çocuklar yeni durumlara olumlu yaklaşırlar. Beslenme, uyuma, tuvalet eğitimi gibi biyolojik gereksinimlerinde daha düzenlidirler. Bu çocuklar anne babalarının eğitim tarzına da kolayca uyum sağlarlar. Genelde neşelidirler.
  2. Zor Çocuklar: Bu çocuklar için yeni durumlara uyum sağlamak zordur ve yeni durumlara karşı olumsuz yaklaşırlar. Hatta bazen, uyum gerektiren yeni bir durum karşısında aşırı tepkili olabilirler. Ancak bununla beraber, bu olumsuz tutumla baş edebilirler. Bu tip çocukların anne babalarına daha fazla sorumluluk düşmektedir. Çevreyi çok iyi planlayarak, uygun eğitim yöntemleri kullanarak çocuğun yeni durumlara uyumunu kolaylaştırabilirler. Bu durum bir kez aşılırsa daha sonra çocuğun olumlu tepkiler verdiği görülecektir.
  3. Yavaş Çocuklar: Bu çocuklar da zor çocuklar gibi yeni durumlara kolay adapte olamazlar. Fakat bu yeni duruma uyum sağlayamamada olumsuz bir tepki söz konusu değildir. Bunun yerine bu çocukların yeni uyarana karşı daha az tepki verdikleri görülür. Çoğunlukla yaşamın ilk yıllarında pek sorun yaratmazlar. Okula başlayıp yaşıtlarıyla beraber olmaya başladıklarında sorunlar da baş göstermeye başlar. Bu çocukların ebeveynlerinin yeni duruma uyum sağlamadaki streslerini azaltıcı bir şekilde davranmaları ve bu nitelikte bir çevre sunmaları gerekmektedir. Bunun yanında çocuklarını yeni durumlara alıştıra alıştıra (duyarsızlaştırarak) yavaşça sokmaları gerekmektedir. Bu sırada çocuğa mutlaka anlayışlı ve yumuşak davranmalıdırlar.

Bazı çocukların tam anlamıyla bu üç gruptan hiçbirine girmedikleri, kendilerine özgü daha farklı bir mizaç sundukları görülmektedir. Çocukların doğuştan getirdikleri özellikler çok önemlidir. Çünkü bunlar kısmen de olsa diğer insanların bebeğe/çocuğa nasıl davranacaklarını ve çocuğun içinde yaşayacağı çevreyi belirlemektedir. Çocuk doğuştan getirdiği karakterine uygun olmayan bir çevrede sürekli engellenmeyle karşılaşır ve bu onda kaygı yaratabilir. Örneğin; doğuştan çok hareketli bir bebeğin pasif, sessiz anne babası olduğunu düşünelim. Bebeğin hareketliliği, anne babasına uymamaktadır. Bu uyumsuzluk ebeveynleri şaşırtacak ve yoracaktır. Bu çocuğun baş edilemez olduğunu düşünebilirler. Bunun sonucu olarak sık sık cezaya başvuracaklardır. Aslında temel neden çocukla ebeveynlerinin arasındaki hareketlilik düzeyidir.  Ancak bunun sonucu olarak çocuk için sürekli ceza ve engellemelerle dolu, hiç arzu edilmeyen ve uygun olmayan bir çevre oluşacaktır. Bunun yanı sıra zaman içinde çocukların mizaçlarının değiştiği de bilinmektedir. Bunun için çocuğu çok iyi tanıyarak onun gereksinimlerini göz önünde bulundurulmalı ve bu şekilde belirlenecek uygun yetiştirme yöntemleri kullanılmalıdır.

ANNE BABALARA, EĞİTİMCLERE VE DİĞER YETİŞKİNLERE ÖNERİLER

  • Esnek olun. Çocuğunuzun neleri sevdiğini, neleri sevmediğini öğrenmeye çalışın. Siz ne kadar esnek olursanız çocuğunuz da o kadar az ‘karşı koyan çocuk’ olacaktır. Ancak esnekliği kuralsızlıkla karıştırmayın!
  • Evinizi mümkün olduğu kadar güvenli bir hale getirmeye çalışın. Etraftaki değerli ve kırılacak eşyaları uzaklaştırın. Onların yerine kırılmayan cinsten daha dayanıklı şeyleri tercih edin. Ancak bu tüm evinizin düzenini değiştirin anlamında değildir. Sadece ev ortamını daha güvenli hale getirmekle alakalıdır. Örneğin; salonun ortasında büyük ve cam bir sehpa yerine daha küçük cam olmayan sehpa tercih ederseniz ebeveynler olarak daha az ‘dur, yapma, elleme’ diyebilirsiniz.
  • Fiziksel cezadan uzak durun! Bu hiçbir zaman olumlu sonuç vermeyecektir.
  • Çocuğunuza seçenekler sunun. Meyve saatinde ‘Elma mı yemek istersin, portakal mı?’ diye sormak gibi. Fakat onun verdiği yanıta saygı duyun ve onun tercihini yerine getirin. Eğer yerine getirmeyecekseniz hiç sormamak daha iyisidir.
  • Gerekli isteklerinizde kararlı olun.
  • Çocuğun yaptığı bir şeyi aniden kesmeyin. Örneğin; misafirlikten ayrılacaksanız ona ‘Birazdan evimize gideceğiz, oyununu bitirirsen iyi olur.’ diyebilirsiniz.  Ya da oyun oynarken ‘Birazdan yemeğe çağıracağım, o zaman sen de yemeğe geleceksin, ben seni çağırınca mutfakta buluşalım tamam mı?’ diyebilirsiniz.  Ancak unutmayın ki bazı çocukları birkaç kez uyarmak gerekebilir.
  • İsteklerinizi emir verir bir tarzda söylemeyin. ‘Bu hırkayı hemen odana götür.’ demek yerine ‘Giderken bunu da odana bırakırsan sevinirim.’ gibi ben dilinin kullanıldığı bir söylem daha uygun olacaktır. Bunu söylerken gülümseyerek, yumuşak bir tonda konuşun.
  • Eğer uygunsa isteklerinizin sonuna sevdiği bir şeyi ekleyebilirsiniz. ‘Şimdi parktan gidiyoruz, bakkala uğrayacağız.’ gibi. Ama bu asla bir ‘rüşvet’ olarak kullanılmamalıdır.
  • İstediğiniz şeyi yapması için biraz zaman tanıyın. Hemen ‘Hala ellerini Yıkamadın mı?’ şeklinde azarlamayın. Ona gerektiği kadar zaman tanıyın, gerekiyorsa bir kez daha hatırlatın, hatta yardım edin.
  • Bazı zamanlarda çocuğunuzun daha fazla desteğe gereksinimi olabileceğini unutmayın. Hastalık, boşanma, kardeş doğumu, taşınma, bir yakının vefatı gibi özel zamanlarda daha anlayışlı davranmanız gerekir. Bir uzmandan destek almaktan çekinmeyin!

Verilen bu öneriler tüm yaş grupları için uygundur. Sadece yaşanan Örnekler değişecektir. Eğer dikkat ederseniz bu önerilerin yetişkin ilişkilerinde de kullanılabileceğini fark edersiniz!

 

Yazar

Feyza DİLMEÇ

Psikolojik Danışman

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

You may use these <abbr title="HyperText Markup Language">html</abbr> tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

*

İn yazılım web site tasarımı seo paketleri
Karşıyaka Psikolog manisa psikolog Salihli Psikolog Bodrum Wolf Yetkili Servisi